İçeriğe geç

Av. Özgür Eray Taş, LL.M. Sakarya Barosu

Hukuki Notlar

Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı sonrasında enflasyon değer kaybının hesaplanmasında hangi yöntem tercih edilmelidir ?

Tapu kayıtlarının orman olması nedeniyle iptali ya da orman şerhi ile kısıtlanması sonrasında açılan TMK md 1007 (tapu sicilinin hatalı tutulması) içerikli davalarda hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurular neticesinde başvurucular lehine hak ihlali kararları verilmektedir.

Ancak asıl problem, hak ihlali kararı verildikten sonra derece mahkemelerinin hak ihlalini nasıl gidereceğidir. Başka bir ifade ile, enflasyon değer kaybının nasıl hesaplanacağıdır.

Bu kapsamda yakın zamanda Bursa BAM 16.HD’nin 2026/329 E – 1541 K sayılı kaldırma ilamında özetle “mahkemece hükmedilen bedele, dava tarihinden ödeme tarihine kadar 6183 sayılı yasa gereğince kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranları işletilerek faiz alacak miktarı hesaplanacak, bulunan bu faiz alacağından hükmedilen bedele yürütülen yasal faiz miktarı mahsup edildiğinde davacının iş bu davadan doğan zararının tespit edilmiş olacağı” ifade edilmiştir.

Yukarıdaki değerlendirme esas alındığında hesaplanan miktar, ne yazık ki tazminat değerini karşılamaktan ve fiili durumdan çok uzak kalmaktadır. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin geçmiş dönemde vermiş olduğu enflasyon değer kaybı kararlarında izah ettiği hesaplama yöntemine de uygun değildir. Zira Anayasa Mahkemesi, TÜFE-yasal faiz farkı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğine değinmektedir.

AYM Birinci Bölüm’ün (Başvuru Numarası: 2018/20766) Ali YAZICI vd başvurusunda TÜFE – YASAL FAİZ FARKI üzerinden hesaplama yapılması gerektiği açıkça izah edilmiştir (Karar Tarihi: 10/3/2021 – R.G. Tarih ve Sayı: 13/4/2021-31453) :

“Başvuru, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir…….Mahkeme kararında her bir başvurucu için 0,94 TL olmak üzere toplam 4,67 TL’nin kamulaştırmanın tebliğ tarihi olan 28/10/1986 tarihinden 17/10/2001 tarihine kadar yasal faizle, 17/10/2001 tarihinden sonra ise kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesine hükmedilmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kamulaştırma işleminin yapıldığı 1986 yılı beşinci ayındaki 100 TL’nin, başvuru konusu davanın açıldığı 2004 yılı altıncı ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 658.275,54 TL’dir. Buna göre başvuruculara 1986 yılında ödenmesi gereken toplam 4,67 TL tutarındaki kamulaştırma bedelinin 2004 yılı altıncı ayı itibarıyla söz konusu veriler kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 30.746,14 TL’dir. Dolayısıyla Mahkemece bu hesaplama tarzına göre kamulaştırma bedelinin dava tarihindeki güncel enflasyon değeri tespit edilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir. Öte yandan vekâlet ücretine ilişkin olarak Sadettin Ekiz kararında ortaya konan ilkeler de gözetilerek karar verilmesi gerektiğine işaret etmek gerekir.”

AYM Genel Kurul’unun (Başvuru Numarası: 2014/7621) Ferda YEŞİLTEPE başvurusunda TÜFE – YASAL FAİZ FARKI üzerinden hesaplama yapılması gerektiği açıkça izah edilmiştir (Karar Tarihi: 25/7/2017 – R.G. Tarih ve Sayı: 2/8/2017-30142) :

“Merkez Bankası verilerine göre emekli ikramiyesine hak kazanıldığı 1988 yılı Ekim ayındaki 100 TL’nin, ödemenin yapıldığı 2013 yılı Mart ayı itibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 456.899 TL’dir. Bu durumda, başvurucuya ödenmesi gereken 2,27 TL tutarındaki emekli ikramiyesi alacağının 2013 yılı Mart ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığı 10.372 TL’dir. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen 2,27 TL tutarındaki alacağının değer kaybını telafi edecek fark 10.369,73 TL’dir. Buna karşılık derece mahkemelerince başvurucunun alacağına 22/6/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya yalnızca 0,54 TL tutarında faiz ödemesi yapıldığı görülmektedir. Buna göre başvurucuya yapılan faiz ödemesine rağmen alacağının ödenmesine kadar olan dönemde enflasyonda meydana gelen artış % 456.792 oranında olmuştur.” denilmiştir.

Mevcut AYM kararlarının esas alınması durumunda, hesaplamanın TÜFE-yasal faiz farkı üzerinden olması gerekir iken, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile yasal faiz arasındaki farka hükmedilmesi, ikinci kez hak ihlaline neden olacaktır kanaatindeyiz.

Yayın bilgisi

  1. Güncel

    Yayımlandı. Kategoriler: Hukuki Notlar, Tazminat Hukuku

İlgili içerikler

Bu sayfayı paylaşın

Aynı soruyu soran birine gönderin.

BİRLİKTE DEĞERLENDİRELİM

İlk adım,
doğru bir görüşme

Hukuki süreciniz hakkında görüşmek
ve randevu oluşturmak için bize ulaşın.

İletişime geçin [email protected]