3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları neticesinde, taşınmazın sınırlarında bir değişme olmaksızın miktarında azalma olması (hesaplama hatası olması) durumunda, TMK md 1007 uyarınca Hazineye karşı maddi tazminat davası açılması mümkündür.
Yargıtay özel dairesi, bu kapsamda açılan dava dosyalarında, “davacının yöre sakini olup olmaması” durumunu dikkate alarak farklı kararlar verebilmektedir. Daha yalın bir ifade ile, yöre sakini olan davacının, satın almış olduğu taşınmazın alanının ne kadarlık bir sahaya karşılık geldiğini bilebileceğini varsayarak, 4721 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci fıkrasına atıfta bulunarak, “durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz” hükmü çerçevesinde değerlendirme yapmakta ve maddi tazminat taleplerini reddetmektedir.
İzah edilen duruma dair iki farklı içtihat özeti aşağıdadır :
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9234 E., 2026/2535 K.
İçtihat metni
- Esas no
- 2025/9234
- Karar no
- 2026/2535
- Karar tarihi
- 17.02.2026
“Hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda; dava konusu taşınmazın mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu’na istinaden 1986 yılında yapılan ilk tesis kadastro çalışmaları sonucunda 26.200,00 m² yüzölçümü ile dava dışı şahıs adına tapuya tescil edildiği, taşınmazın yüzölçümü hesabının planimetre yöntemi ile yapıldığı, daha sonra 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmaları neticesinde taşınmazın yüzölçümünün 18.659,72 m² olarak hesaplanıp tapuya tescil edildiği, taşınmazın yüzölçümündeki 7.540,28 m²lik azalmanın tesis kadastro paftasında bulunan ölçü, hesap ve tersimat hatasından kaynaklandığı, yenileme kadastrosunda bu hatalar düzeltilerek taşınmazın zemindeki mevcut sınırları yenileme sınırı olarak alındığı, keşif günü itibarıyla zeminde bulunan belirgin, sabit sınırların değişmediği belirtilmiş olup; dava konusu taşınmazın sınırlarında ilk tesis kadastro çalışmalarından düzeltme işleminin yapıldığı tarihe kadarki süreçte herhangi bir eylemli değişikliğin olmadığı, komşu parseller ile arasında sınır ihtilafının bulunmadığı, yapılan düzeltme ile sınırlarında genişletme ve daraltma yapılmadığı anlaşılmakla birlikte, davacının yöre sakini olması karşısında taşınmazı satın alırken 26.200,00 m²lik yüzölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını, 26.200,00 m²lik yüzölçümü ile 18.679,72 m²lik yüzölçümü farkını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla, 4721 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca “durumun gereğine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamaz” hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5-16 Esas, 2025/36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyi niyetli olduğunun kabulü mümkün olmayıp tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı bir zararın doğmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11146 E., 2026/3683 K.
İçtihat metni
- Esas no
- 2025/11146
- Karar no
- 2026/3683
- Karar tarihi
- 03.03.2026
“Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın bulunduğu yörede 1989 yılında yapılan tesis kadastro çalışmaları sırasında belgesizden 39.350,00 m² tarla vasıflı olarak […] adına tespit gördüğü, tespitin 26.03.1991 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, daha sonra 04.08.1998 tarihinde davacıya satıldığı, yörede 2022 yılında yapılan 22/a çalışmaları sırasında 154 12[…] parsel numarası adı altında 30.065,05 m² olarak yeniden revize edildiği, uygulama kadastrosunun 29.04.2022 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 21.06.2022 tarihinde açıldığını, 154 12[…] nolu parsel sınırına ilişkin 22-a uygulamasında yapılan sınırlandırma ve ölçünün doğru olduğu, bu nedenle güncelleme çalışmalarında tespit edilmiş olan sınırlarda mevzuata aykırılık tespit edilmediği, alan farkının (alan hatasının) hesaplama hatasından kaynaklandığını, tarla vasıflı taşınmazın dava tarihi itibariyle m² fiyatının 80,93 TL olduğu belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”