AV. Özgür
Eray Taş
Rüstempaşa Mah. Ersin Sok. N.31
Sapanca/Sakarya
Davalı
Sakarya
Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekilleri
AV. …….
Bu davada davacı vekili: Av. Özgür Eray Taş
Davanın özeti
Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler
Mahallesi 576 Ada 106 parsel sayılı taşınmazda hisseli malik olan davacılar
tarafından, taşınmazlarının Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 27.04.2010
tarih ve 5/179 sayılı kararı ile onaylanan Adapazarı 1/1000 ölçekli Uygulama
İmar Planında mezarlık alanında kaldığı, söz konusu planın kesinleştiği
tarihten itibaren 5 yıl geçmesine rağmen bedelin ödenmediği, taşınmazın
kamulaştırılması için davalı idareye yaptıkları başvuruya olumsuz cevap
verildiği, bu nedenle hukuki el atmadan dolayı mülkiyet hakkının
kısıtlandığından bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın karşılığı şimdilik
10.000,00-TL (ıslahla 634.336,40 TL olarak arttırılan) tazminatın yasal
faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın özeti
Davanın süresinde açılmadığı, haksız ve
hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddi gerektiği savulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Karar veren Sakarya 2. İdare
Mahkemesi’nce, Mahkememizin 09/12/2016 tarih, E:2016/88, K:2016/1644 sayılı
“Karar Verilmesine Yer Olmadığına” dair kararına karşı yapılan
istinaf başvurusunun İstanbul Bölge
İdare Mahkemesi 9. İdare Dava Dairesince verilen 01/03/2017 tarih ve E:2017/580
– K:2017/545 sayılı kararı ile reddedildiği, kesinleşen karar hakkında Anayasa
Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesi’nin 12/12/2018 tarih ve 2017/22058 başvuru numaralı kararı ile; “A. Mülkiyet hakkının ihlal
edildiğine ilişkin iddianın Kabul Edilebilir Olduğuna, B. Anayasa’nın
35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İhlal Edildiğine, C.
Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Sakarya 2. İdare
Mahkemesi’ne Gönderilmesine” karar verilmesi üzerine yeniden yargılaması
yapılmak üzere Mahkememiz esasına kaydedilen dava dosyası incelenerek işin
gereği görüşüldü:
Davalı idarenin süre itirazı
yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
Dava, davacıların hissedar maliki
oldukları Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler Mahallesi 576 Ada 106 parsel
sayılı taşınmazın, uygulama imar planında mezarlık alanı olarak belirlenmesi
nedeniyle uğranılan 10.000,00-TL (ıslahla, 634.336,40-TL’ye artırılan) maddi
tazminatın dava tarihinden kesinleşme tarihine kadar yasal, kesinleşme
tarihinden sonra ise kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizi ile
birlikte ödenmesine karar verilmesi
istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 35. maddesinde:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı
amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum
yararına aykırı olamaz.” kuralına yer verilmiş, temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların,
Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine
ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca
uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 1 nolu Ek Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1.
maddesinde ise: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı
gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve
yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun
olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü yer almıştır.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin (AİHM), benzer bir mülkiyet hakkı ihlali iddiasıyla açılmış olan,
Hakan Arı/Türkiye Davasında (Başvuru No:13331/07) 11.1.2011 tarihinde verdiği
kararda, “…. başvuran mülkiyet hakkına karşı orantısız bir müdahalenin
yapıldığını öne sürmektedir. Hükümet, mülkiyetten yoksun bırakma gibi bir
durumun söz konusu olmadığını ve başvuranın arazisini kullanmaya ve fidanlık
olarak ekip biçmeye devam edebileceğini savunmaktadır.
AİHM’ye göre başvuranın mülkiyet
hakkına yönelik bir müdahale söz konusudur.
Taşınmazın şehir imar planında
okul yapımı için öngörülmesi yalnızca imar yasağından etkilenmesine yol
açmamış, aynı zamanda araziden istifade edilmesini de olanaksız hale
getirmiştir.
Geriye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
maddesinin ihlal edilip edilmediğini tespit etmek kalmaktadır.
AİHM, başvuranın taşınmazına el
atılmaması nedeniyle re’sen gerçekleşmiş bir müdahalenin olmadığını
gözlemlemektedir. AİHM, bunun yanı sıra mülkiyetin transferini gerçekleşmemiş
olduğu ihtilaf konusu davayı görünenlerin ötesine geçerek gerçek yüzüyle
inceleyeceğini belirtmektedir. AİHM, bu bağlamda, başvuran tarafından öne
sürülen durumun etkilerinin mülkiyet hakkına yönelik kısıtlamalardan ileri
geldiğini, gayrimenkulün değeri ile ilintili olduğunu ve sonucu itibarıyla
bütün olarak taşınmazın kullanılabilirliğini azalttığını anımsatır.
AİHM, buna karşın, özüne yönelik
kayba uğrasa da mezkur hakkın kaybolmadığını not etmektedir.
Dile getirilen bütün bu
tedbirlerden başvuranın mülkiyet hakkından yoksun bırakıldığı gibi bir
çıkarımda bulunulamamaktadır. Başvuran ne taşınmazına erişim hakkını ne de onun
maliki olmayı kaybetmiş, esasen taşınmazın satışı konusunda sıkıntı yaşamıştır.
…..
AİHM, yine de başvuran tarafından
dile getirilen durumun Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk cümlesi
kapsamına girdiğini ifade etmektedir.
AİHM, kamu yararının gerekleri
ile başvuranın temel haklarının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengenin
gözetilip gözetilmediğini incelemeye alacaktır (…..)
Başvuranın imar iznini elde etme
konusunda meşru bir beklentisi bulunmaktadır. Zira okul inşaatının öngörüldüğü
şehir imar planını müteakip kamulaştırma amacıyla sonradan araziye imar yasağı
getirilmiştir. Bu yasak halen sürmektedir.
AİHM, başvuranın ilgili bütün bu
dönem boyunca mülkiyetinin akıbeti konusunda bir belirsizliğe itildiğini
gözlemlemektedir. İlk etapta idari bütçe kaynaklarının yetersizliği nedeniyle
mezkur arazi kamulaştırılamamış, ikinci süreçte belediyenin 22 Eylül 2005
tarihinde kabul ettiği yeni şehir imar planına göre başvuranın taşınmazı bir
kez daha okul yapımı kararından etkilenmiştir.
AİHM, bu bağlamda, Hükümet
tarafından iç hukukta başvuranın taşınmazının belirsizliğini telafi edecek
herhangi bir hukuki kararın alındığı dile getirilmemiştir.
AİHM, söz konusu bu durumun,
başvuranın mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanmasının önünde engel teşkil
ettiğine ve arazinin satış şansı da dâhil, sonucu itibarıyla taşınmazın değerini
hatırı sayılır ölçüde azalttığına itibar etmektedir.
Ayrıca başvuranın uğradığı kayıp
hiçbir tazminat miktarı ile giderilmemiştir.
Bütün bu sözü edilenler AİHM’yi
başvuranın, kamu yararının gerekleri ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi
gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
AİHM, bu nedenle Ek 1 No’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.” gerekçesiyle
Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum etmiştir.
Bu arada, benzer uyuşmazlıkların
adli yargıda dava konusu edilmeleri üzerine adli yargı yerlerinin ve
Yargıtay’ın, konuyu çözümsüz bırakmamak amacıyla uyuşmazlıklara medeni hukuk
kuralları çerçevesinde çözümler getirmeye çalıştığı görülmektedir.Konunun en
belirgin şekilde tartışıldığı ve karara bağlandığı örnek ise Yargıtay Hukuk
Genel Kurulunun 15.12.2010 günlü, E:2010/5-662K:2010/651 sayılı kararıdır. Bu
kararda; “… uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata
geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı
İdarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için
kullanılamaz hale getirdiği, dolayısıyla malikin taşınmazdan mülkiyet hakkının
özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığı, taşınmaz malikinin mülkiyet
hakkının hukuksal bir nedene dayanılmadan İdarece engellendiği kuşkusuzdur.
Yukarıda açıklandığı üzere,
malikin taşınmaz üzerindeki egemenliği hukuk düzeninin sınırları içinde üçüncü
kişilere karşı korunmuş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde
malike, hukuka aykırı olarak müdahalenin önlenmesini isteme hakkı tanınmıştır.
Bir kişinin taşınmazına eylemli olarak el atıp tamamen veya kısmen
kullanılmasına engel olunması ile imar uygulaması sonucu o kişinin mülkiyetinde
olan taşınmaza hukuken kullanmaya engel sınırlamalar getirilmesi arasında
sonucu itibari ile bir fark bulunmamakta her ikisi de kişinin mülkiyet hakkının
sınırlandırılması anlamında aynı sonucu doğurmaktadır.
Ancak, bundan da öte; uzun yıllar
programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle
kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı İdarece, pasif ve suskun
kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu
haliyle İdarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan
kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığı
için yeterli bulunduğu, her türlü izahtan varestedir.” gerekçesiyle söz konusu
uyuşmazlıkları “kamulaştırmasız el koyma” kapsamında değerlendirmiş ve idarenin
hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibinin, dava
yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele
çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini
isteyebileceği sonucuna varmıştır.
Bununla birlikte, benzer
uyuşmazlıklarla ilgili olarak yine adli yargıda açılan davalarda, görev
itirazında bulunulması üzerine olumlu görev uyuşmazlığı çıkmış, uyuşmazlığı
inceleyen Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından da, 09.04.2012 tarih ve E:2012/41,
K:2012/77 sayılı ve 09.04.2012 tarih ve
E:2011/238, K:2012/63 sayılı kararlarında olduğu gibi, yukarıda
belirtilen konularda idari yargı görevli bulunmuştur.
3194 sayılı İmar Kanunuyla
yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre
şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla anılan Kanunun 7. ve 8.
maddeleriyle, belirli nüfus kriterini aşan belediye ve valiliklere imar
planları hazırlama ve yürürlüğe koyma yükümlülüğü getirilmiştir.
Aynı Kanunun 10. maddesinde:
“Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu
planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık
imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının
temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu
programlar, belediye meclisince kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program
içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu
kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan
alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu
kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek
kamu kuruluşlarının bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere
ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller
kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye
kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.”
hükmüne yer verilmek suretiyle, belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere
belirtilen süre içerisinde imar programını hazırlama; programı uygulamaya
koyma, ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarına ise imar programlarında kendi görev
alanlarındaki kamu hizmeti için ayrılan özel mülkiyete ait arsaları program
süresi içinde kamulaştırma zorunluluğu yüklenmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma
Kanunu’nun Ek 1.maddesinin 1.fıkrasının 1.cümlesinde; “Uygulama imar
planlarında umumi hizmetlere ve resmi kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet
hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar
hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık
süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe
imkanları dahilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her
halde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak
şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır.(…)” hükmü yer
almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden,
davacıların müştereken maliki oldukları Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler
Mahallesi 576 Ada 106 parsel sayılı taşınmazın Sakarya Büyükşehir Belediye
Meclisi’nin 27.04.2010 tarih ve 5/179 sayılı kararı ile onaylanan Adapazarı
1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında mezarlık alanı olarak belirlendiği, söz
konusu planın kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçmesine rağmen bedelin
ödenmediği, taşınmazın kamulaştırılması için davalı idareye yapılan başvuruya
olumsuz cevap verildiği, bu nedenle hukuki el atmadan dolayı mülkiyet hakkının
kısıtlandığından bahisle uğranıldığı iddia olunan zararın karşılığı şimdilik
10.000,00-TL tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta
olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizin 13.05.2019 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığın
çözümlenebilmesi ve mülkiyet hakkı belirsiz süreyle kısıtlanan taşınmazın
değerinin tespiti amacıyla mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına
karar verildiği, bilirkişi olarak seçilen ………. (Harita Mühendisi), ………..
(İnşaat Yüksek Mühendisi) ………… (Gayrimenkul Değerleme Uzmanı), tarafından
mahallinde yapılan keşif sonrası hazırlanan 16.07.2019 tarihli tarihli
bilirkişi raporunda özetle;
“4.DAVA KONUSU TAŞINMAZIN
CİNSİ VE ALANI:
576 ada 106 parsel sayılı
taşınmaz Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler Mahallesi sınırları içinde ve
tapu kaydında 11.682,07 m2 miktarında olup Tarla niteliğinde kayıtlıdır.
Taşınmazın evveliyatının
araştırılması sonucunda; taşınmazın ifraz işlemi sonucunda 04.03.2009 tarih ve
4361 yevmiye no ile 11.639,26 m² yüzölçümlü olarak Tarla vasfında tescil
edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun EK 1. maddesi (Sayısallaştırma) gereği
Yüz Ölçüm ve Cins Değişikliği İşlemleri sonucunda 14.11.2018 tarih ve 23840
yevmiye no ile aynı parsel numarasında 11.682,07 m² yüzölçümlü olarak Tarla
vasfında tapuya tescil edildiği tespit edilmiştir.
Adapazarı Belediye Başkanlığının
01.07.2019 tarih ve E.15770 sayılı yazısında söz konusu taşınmazın;
1/1000 Ölçekli Uygulama imar
planı içerisinde kaldığı,
Belediye sınırları içinde
kaldığı,
Belediye hizmetlerinden
yararlandığı,
Meskun mahalde bulunmadığı,
2016 Yılı emlak vergisine esas
asgari m2 değerinin 3,78TL olduğu belirtilmiştir.
Keşif günü heyetimizce yapılan
inceleme sonucu söz konusu yerin; belediye yazısının aksine meskun sahada
kaldığı ve etrafında yapılaşma olduğu, ayrıca belediye yazısında belirtildiği
gibi belediye çöp toplama ve altyapı hizmetlerinden yararlandığı tespit
edilmiştir. (…)
Keşif sırasında yapılan
gözlemlerden dava konusu taşınmazın belediye mücavir alan sınırı içerisinde,
meskun mahalde bulunduğu, aynı zamanda belediye hizmetlerinden faydalanmakta
olduğu (elektrik, yol, su, çöp toplama vb.), Adapazarı-Kaynarca yoluna
cephesinin bulunduğu tespit edilmiştir. Dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli
Uygulama İmar Planı kapsamında kaldığı da göz önüne alındığında heyetimiz
tarafından taşınmazın ARSA vasfında olduğu, bu nedenle arsa olarak
değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir.
5.EMLAK VERGİ BEYANI
Dava dosyasında bulunan,
Adapazarı Belediyesinin 01.07.2019 tarih ve E.15770 sayılı yazısında Tekeler
Mahallesi 576 ada, 106 parsel sayılı taşınmazın 2016 yılı emlak vergi rayiç
değerinin 3,78 TL olduğu belirtilmiştir.
6.TAŞINMAZIN ÖZELLİKLERİ
KIYMETİNE ETKİ EDEN NİTELİK VE UNSURLAR
Dava konusu taşınmaz, Adapazarı
Belediyesi mücavir alan sınırlarında bulunan Tekeler Mahallesi içerisinde,
Adapazarı- Kaynarca yoluna kuzey yönden cepheli, Mobilyacılar Sanayi Sitesine
500 metre, Enka Okulları Kampüsüne 1000 metre, Dağdibi Camiine 2700 metre,
Sakarya Valilik Kampüsüne 6300 metre mesafededir. Taşınmaz meskun mahalde olup,
etrafında yapılaşma vardır ve belediye hizmetlerinden yararlanmaktadır.
7. (…) EMSALLERİN İNCELENMESİ:
Emsaller incelendiğinde 1,2,3 ve
4 nolu emsallerin satış tarihleri dava tarihinden sonra olduğu için
değerlendirmeye alınmamıştır. Bu nedenle heyetimiz tarafından daha önce Sakarya
3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/531 Esas sayılı dosyasında da kullanılan 5
numaralı emsalin re’sen emsal olarak kullanılmasına karar verilmiştir. (…)
5 Nolu emsal incelendiğinde, dava
konusu parselle aynı mahallede olup dava konusu parsele 4 km mesafededir.
Geometrik olarak dar uzun, Sakarya Çevre yoluna 80 metre mesafede Zirai Aletler Sanayi Sitesine 750 metre mesafede, çevresinde
ufak sanayii yapılarının bulunduğu belirlenmiştir. Bulunduğu konum ve çevresel
özellikleri dava konusu parsele göre daha gelişmiş durumdadır.
Tekeler Mahallesi, 15 ada, 93
parsel sayılı taşınmaz Sakarya İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler Mahallesi
sınırları içinde ve tapu kaydında 957,00 m2 miktarında olup tarla niteliğinde
kayıtlıdır.
Adapazarı Belediye Başkanlığının
01.07.2019 tarih ve E.15770 sayılı yazısında emsal konusu taşınmazın;
Adapazarı Kent Merkezi 1/1000
Ölçekli Revizyon Uygulama imar planı içerisinde kaldığı,
Belediye sınırları içinde
kaldığı,
Belediye hizmetlerinden
yararlandığı,
Meskun mahalde bulunduğu,
E=1.00, Yençok= 10,00m ve Max
katsayısı =2 yapı nizamına tabi olduğu,
2016 Yılı emlak vergisine esas
asgari m2 değerinin 3,78 TL olduğu belirtilmiştir.(…)
Dava konusu ve emsal taşınmazın
her ikisi de kadastro parseli olduğu için DOP kesintisi yapılmayacaktır.
8.KIYMET TAKDİRİ:
Dava konusu taşınmazın ve kıyası
emsalin aşağıda belirtilen özelliklerinin kıyaslanması sonucunda; (…) dava
konusu taşınmazın dava tarihi olan 05.01.2016 tarihindeki (m2) değerinin 81,45
TL/m2 olduğu,
Tekeler Mahallesi 576 ada 106
parsel sayılı taşınmaza komisyonumuzca kamulaştırma bedeli olarak 951.504,60–
TL değer tespiti yapılmıştır.
Sonuç olarak, davacılara ödenecek
bedelin 04.02.2019 Tarihli taşınmaza ait tapu kaydına göre hissedarlar
arasındaki dağılımı aşağıda verilmiştir. Tabloda davacılar koyu renkle
belirtilmiş olup, buna göre davacıların hissesine düşen toplam bedel 634.336,40
TL olmaktadır.
Hissedar Adı Hisse Oranı Hissesine Düşen Miktar
S.Y.
3/24 118.938,08
TL
S.Y. 3/24 118.938,08 TL
N.B.
3/24 118.938,08
TL
A.M.Y. 3/24 118.938,08 TL
M.Y. 3/24 158.584,10 TL
olmak üzere Toplam 634.336,40-TL
olarak belirlenmiştir.” yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Mahkememizce, bilirkişi raporuna
karşı davalı idarece yapılan itirazlar yerinde görülmemiş olup, bilirkişi
raporları karara esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte bulunmuştur.
Davacıların Mahkememize sunduğu
05.08.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile başlangıçta 10.000-TL olarak açtıkları
davalarını 624.336,40-TL artırarak 634.336,40-TL tazminatın dava tarihinden
kesinleşme tarihine kadar yasal, kesinleşme tarihinden sonra ise kamu
alacaklarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte tahsilini talep ettikleri
anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıların hissedar maliki oldukları Sakarya
İli, Adapazarı İlçesi, Tekeler Mahallesi 576 Ada 106 parsel sayılı taşınmazın
dava tarihi olan 05.01.2016 tarihi itibariyle hesaplanan değerinden davacıların
hisselerine isabet eden toplam 634.336,40-TL maddi tazminatın, 10.000-TL’lik
kısmı için dava tarihinden itibaren, ıslahla artırılan 624.336,40 kısmı için
ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11.08.2019 tarihinden
itibaren işletilecek yasal faizi ile
birlikte davacılara ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacıya ödenmesine
hükmolunacak tazminat tutarının, taşınmazın idare adına tapuda tescil edilmesi
sırasında kamulaştırma bedeli yerine geçecek miktar olarak kabul edilmesi ve
buna göre işlem yapılması da zorunludur.
Diğer yandan, Anayasa
Mahkemesi’nin 05.04.2019 tarih ve 30736 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
20.12.2018 tarih ve E:2016/181 – K:2018/111 sayılı kararı ile 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu’nun Ek 1.maddesinin 1.fıkrasının 1.cümlesi dışında kalan
kısımlarının Anayasaya aykırı olduğuna karar verilerek iptaline karar
verildiği, iptal kararının Mahkeme
harçları ile belirlenecek vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesine ilişkin
aynı Kanunun Geçici 6.maddesinin 7.fıkrasına atıf yapan Ek 1.maddesinin 3.
fıkrasını da kapsadığı gözetildiğinde, bakılan davada hesap edilecek mahkeme
harçları ve vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği sonucuna
varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın
kabulüne, 634.336,40-TL maddi tazminatın 10.000-TL’lık kısmı için dava tarihi
olan 05.01.2016 tarihinden, 624.336,40-TL’lik kısmı yönünden ise ıslah
dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11.08.2019 tarihinden itibaren
işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, hüküm altına
alınan tazminat miktarı (634.336,40-TL) üzerinden hesaplanan 43.331,50-TL nispi
karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 29,20-TL karar harcı
ile ıslah sırasında yatırılan 10.662,15-TL tamamlama harcı toplamı olan
10.691,35-TL harcın mahsubu sonucu kalan 32.640,15-TL’nin davalı idareden
tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, dava ve istinaf
aşamasında aşağıda dökümü yapılan toplam
3.354,95.-TL yargılama gideri, davacının davanın başında yatırdığı
10.691,35.-TL nispi karar harcı ile kararın verildiği tarihte yürürlükte
bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan …………..-TL vekalet
ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, artan keşif ve posta ücretinin kararın kesinleşmesinden
sonra davacıya iadesine, kararın
tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne
istinaf yolu açık olmak üzere, 11/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.