AV. Özgür Eray Taş
(Elektronik tebligat adresi
bulunmaktadır)
Davalı
Sağlık Bakanlığı
Vekili
AV…
Bu davada davacı vekili: Av. Özgür Eray Taş
Davanın özeti
Davacılar tarafından, davacılardan …’nun … sorumluluğunun belirlenmesi için
Sulh … Mahkemesi kararı ile yatırıldığı Sağlık Bakanlığı … Eğitim ve Araştırma
Hastanesi’nde … tedavisi devam ederken, 28.05.2011 tarihinde aynı müşahede
odasında bulunan başka bir hastanın saldırısına uğraması sonucu iki gözünde
görme kaybı yaşanmasında ve %100 maluliyet oluşmasında idarenin ağır hizmet
kusurunun bulunduğundan bahisle, …… için 575.000,00-TL maddi, 150.000,00-TL
manevi, kardeşi …. için 25.000,00-TL manevi ve … için 25.000,00-TL manevi olmak
üzere toplam 775.000,00-TL tazminatın (bozma ilamı doğrultusunda hesap
bilirkişinden alınan 12.02.2019 tarihli bilirkişi raporu sonrasında verilen
17.06.2019 tarihli dilekçe ile iş gücü (efor) kaybı tazminat talebi toplamda
726.846,45-TL olarak, bakıcı giderleri tazminatı da toplam 811.012,80-TL olarak
ıslah edilmiştir) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte
tazmini istenilmektedir.
Savunmanın özeti
26.05.2011
tarihinde … bulunan ve tek yataklı yakın gözlem odasında tutulması gereken G.D.
isimli hastanın servise yatırılması üzerine mevcut üç adet yakın gözlem
odasında yatan hastaların durumlarının yeniden değerlendirilmesi sonucu “…”
tanısı ile tedavisi devam eden G.D. isimli hastanın durumunda iyileşme
görüldüğünün tespiti sonucu davacı …’nun da kaldığı iki yataklı odaya sürekli
takip edilmek üzere alındığı, gerekli takip ve gözlemlerin yapıldığı, idareye
yüklenecek hizmet kusuru bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gereği
savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren … 7. İdare Mahkemesi’nce, Mahkememizin 27.05.2015
tarih ve E:2012/1697, K:2015/1081 sayılı
kararının Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığı’nın 20.04.2017 gün ve E:2015/69.., K:2017/19.. sayılı kararı ile
kısmen bozulması üzerine, bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden
incelenmek suretiyle işin gereği görüşüldü:
Dava, davacılardan … ‘nun … sorumluluğunun belirlenmesi için
Sulh … Mahkemesi kararı ile yatırıldığı Sağlık Bakanlığı … Eğitim ve Araştırma
Hastanesi’nde … tedavisi devam ederken, 28.05.2011 tarihinde aynı müşahede
odasında bulunan başka bir hastanın saldırısına uğraması sonucu iki gözünde
görme kaybı yaşanmasında ve %100 maluliyet oluşmasında idarenin ağır hizmet
kusurunun bulunduğundan bahisle, … için 575.000,00-TL maddi, 150.000,00-TL
manevi, kardeşi … için 25.000,00-TL manevi ve … için 25.000,00-TL manevi olmak üzere toplam
775.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle
birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
Mahkememizin 27.05.2015 tarih ve E:2012/16.., K:2015/10..
sayılı kararının, maddi tazminat kalemlerinden bakıcı giderleri, efor tazminatı
ve hüküm altına alına tazminat miktarı üzerinden faize hükmedilmemesine ilişkin
kısımları yönünden bozulması ve bunun haricindeki kısımlarının onanarak
kesinleşmesi nedeniyle bu aşamada uyuşmazlık, davacıların maddi tazminat
taleplerinden bakıcı giderleri ve efor tazminatı kalemlerine münhasırdır.
1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 125. maddesinde,
idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu
belirtildikten sonra, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin eylem ve
işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda,
idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden
kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi zararlar
yanında manevi zararların da idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal
kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin malvarlığında
ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun
giderilebilmesini, yine bu surette oluşan manevi zararların karşılanabilmesi
için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine
almaktadır.
İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik
bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya
işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, “hizmet
kusuru” veya “kusursuz sorumluluk” ilkeleri gereği tazmin
edilmektedir.
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetlerin
kuruluşunda düzenlenmesinde, işleyişinde ve yürütülüşünde ortaya çıkan her
türlü eksiklik, aksaklık, bozukluk, sakatlık olarak tanımlanabilir. Diğer bir
ifadeyle; idare hizmetin kötü işlemesi veya geç işlemesi yahut hiç işlememesi
hallerinde hizmet kusuru işlemiş sayılır. Bir yerde hizmetin kalitesine dair
vatandaş olmakla bireyin beklentisi olup, bu kalitenin sağlanmamasında hizmet
kusuru mevcuttur.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda,
düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak
tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç
işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün
doğmasına yol açmaktadır.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü bulundukları hizmetlerini
gereği gibi ifa etmekle beraber, bu hizmetin işleyişini sürekli kontrol etmek
ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla da yükümlüdürler.
İdarenin bu yükümlülüğünü yerine getirmeyerek bir zarara sebebiyet verilmiş
olması halinin hizmet kusuru nedeniyle meydana gelen zararları tazmin
sorumluluğu yükleyeceği idare hukukunun yerleşmiş ilkelerindendir.
İdare Hukuku ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına
göre zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin
riskli bir nitelik taşıdığı hallerde idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması
için, zararın, idarenin ağır hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması
gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacılardan …’nun …, …
sorumluluğunun belirlenmesi amacıyla … Sulh … Mahkemesi’nin 07.05.2011 tarih ve
2011/193 sayılı D.İş … kararı ile … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde …. tedavisine
başlandığı, iki yataklı … serviste yalnız yatırılmak suretiyle tedavisine devam
edildiği, aynı servise 26.05.2011 tarihinde … bulunan “…” tanılı …
isimli hastanın yatırılması üzerine, bu durumu dolayısıyla tek yataklı yakın
gözlem odasına alınmasına karar verildiği, mevcut üç adet yakın gözlem odasının
da dolu olması nedeniyle bu üç serviste tedavi gören hastaların durumlarının
değerlendirilmesi sonucu, “…” tanılı …’nın durumundaki iyileşme göz
önüne alınarak davacı …’nun bulunduğu … servise alındığı, 28.05.2011 günü …
isimli hastanın davacıya saldırması sonucu …’nun iki gözünde de tamamen görme
kaybı meydana geldiği, idarenin hizmet kusuru nedeniyle bu zarara sebebiyet
verildiğinden bahisle … Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 04.10.2011 tarihinde maddi
ve manevi tazminat talepli dava açıldığı, anılan Mahkemece 28.06.2012 tarih ve
E:2011/3.., K:2012/2.. sayılı karar ile davanın görev yönünden reddi üzerine, …
için daimi iş gücü kaybı nedeniyle 200.000,00-TL, bakıma muhtaç hale gelmesi
dolayısıyla bakım giderleri nedeniyle 350.000,00-TL ve yapay göz nakli için
gereken 25.000,00-TL olmak üzere toplam 575.000,00-TL maddi tazminat ile olayın
vahşice gerçekleşmesi nedeniyle … için 150.000,00-TL, erkek kardeşi … için
25.000,00-TL ve babası … için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL
manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte
ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bozma ilamı doğrultusunda hesap
bilirkişinden alınan 12.02.2019 tarihli bilirkişi raporu sonrasında verilen
17.06.2019 tarihli dilekçe ile iş gücü (efor) kaybı tazminat talebinin toplamda
726.846,45-TL olarak, bakıcı giderleri tazminatının da toplam 811.012,80-TL
olarak güncellenerek davanın ıslah edildiği anlaşılmaktadır.
İdarelerin, yerine getirmekle yükümlü oldukları hizmetlerin
ifası sırasında kusurlu fiil ya da eylemi nedeniyle şahısların zarara uğraması,
zararın da hizmetin ya da eylemin doğal sonucu olması durumunda tazmin
yükümlülüğü doğacaktır. Sağlık, güvenlik gibi son derece hayati önem arzeden
kamu hizmetinin taleplere cevap verecek şekilde teknik, fiziki ve personel
yönünden gerekli donanıma sahip olması zorunludur. Bu hususlar hizmetin gereği
gibi verimli ve düzenli bir şekilde yürütümü açısından önem ifade etmektedir.
Bu açıdan bakıldığında başkaları için tehlike arz eden hastaların tedavileri
süresince ilgili kurumun gereken önlemleri alması gerektiği kuşkusuzdur. Bu
minvalde bakılan davada ortaya çıkan zarar ile idarenin kusurlu eylemi arasında
illiyet bağının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Olayda, davacı … hakkında … Devlet Hastanesi’nce “…”
tanısıyla rapor düzenlendiği, …’nun … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.07.2011 gün
ve E:2011/227, K:2011/344 sayılı kararı ile vesayet altına alınmış bulunduğu, …Eğitim
ve Araştırma Hastanesi’nce davacının %18 Sol ve Sağ Sensörinöral işitme kaybı
ve tedavi ile düzenlenemeyen … (%80) tanılı toplam %84 engelli olduğuna dair
rapor düzenlendiği, … Mahkemesi’nin 13.09.2012 gün ve E:2012/23, K:2012/180
sayılı ilamı ile … Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yatırılmasına karar
verildiği görülmektedir.
Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığı’nın bozma kararı doğrultusunda
Mahkememizin 06.11.2018 tarihli ara kararı ile … Eğitim ve Araştırma Hastanesi
tarafından düzenlenen ve davacı H…’nun %84 oranında engelli olduğunun rapor
edildiği 31.03.2009 tarih ve 444 sayılı raporun onaylı ve okunaklı bir örneği
dosya içerisine alınmış, yine Mahkememizin 19.07.2018 tarihli ara kararı ile
olayın teknik bilgiyi gerektiren bakıcı gideri hesabı ve efor kaybından
kaynaklı zarar miktarı kısmının açıklığa kavuşturulması için dosya üzerinden
bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, anılan karar doğrultusunda
dosyanın tevdi edildiği SMMM bilirkişi tarafından hazırlanarak Mahkememize
sunulan 12.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
“Efor Kaybı/İşgörmezlik Tazminatının Hesaplanması;
✓ Güç
(efor) tazminatı hesaplanabilmesi için öncelikle mağdur …’nun olay tarihi
itibariyle yaşı ve bakiye ömür süresinin tespit edilmesi gerektiği, Danıştay
15. Dairesi’nin bozma kararında, hayat tablosu hesaplamalarının Türkiye
Kadın-Erkek Hayat Tablosu (TRH 2010) verilerine dayalı olarak yapılmasının
istenildiği, bu durumda, TRH 2010 tablosu verilerine göre mağdurun bakiye ömrü
ile aktif ve pasif dönemlere ilişkin hesaplama tablosuna göre olay tarihi
itibariyle yaşının 40 olduğu, TRH 2010 tablosu verilerine göre bakiye ömrünün
35 sene olarak hesaplandığı,
✓ Dava
dosyasına mübrez belgeler dikkate alındığında, davacı …’nun …rahatsızlığı
nedeniyle herhangi bir işte çalışmadığı, bu nedenle de bir gelirinin
olmadığının anlaşıldığı, davacılar tarafından aksi yönde bir belgenin dava
dosyasına sunulmadığı,
✓ Beden
bütünlüğünün kaybına yönelik tazminat hesaplamalarında, kişilerin herhangi bir
gelirinin olmaması durumunda dahi asgari ücret düzeyinde gelir elde ettikleri
varsayımına göre hareket edildiği, kişinin günlük yaşamını sürdürürken
sakatlığı/malullüğü oranında zorlanacağı, bu nedenle de yaşam süresinin sonuna
kadar sakatlık tazminatının hesaplanması gerektiğinin kabul edildiği, bu
nedenle tazminat hesabının sadece çalışma dönemi (aktif dönem) için değil,
emeklilik dönemi (pasif dönem) için de yapılması gerektiği,
✓ Davacı …’nun
herhangi bir gelirinin olmamasına karşın, maruz kaldığı saldırı sonrasında
tazminat hesabına esas alınacak gelirinin aylık asgari ücret düzeyinde
olduğunun kabul edildiği, tazminat hesabına ilişkin olarak, ilgili dönemlerde
yürürlükte olan AGİ ilave edilmiş net asgari ücretlerin (bekar, çocuksuz) esas
alındığı, bu dönemlerdeki net asgari ücretlerin yıllık toplamları bulunarak
işlemiş dönemdeki gelir tutarının tespit edildiği, buna göre İşlemiş ya da
Bilinen Dönem gelirinin (Haziran/2011- Ocak/2019 — 7 yıl 8 ay) 98.528,17 TL
olarak hesaplandığı,
✓ İşleyecek
aktif dönem gelirinin tespitinde, rapor tarihi itibariyle tespit edilen ya da
başka bir ifade ile bilinen son gelirin esas alınması gerektiği, davacı …’nun,
asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği gözönünde bulundurularak, rapor tarihi
itibariyle yürürlükte olan AGİ’li net asgari ücretin (bekâr, çocuksuz) tutarı
esas alınmak suretiyle işleyecek aktif dönem muhtemel gelirinin hesaplandığı,
✓ Rapor
tarihi itibariyle yürürlükte olan AGİ’li net asgari ücretin (bekâr, çocuksuz)
aylık tutarının 2.020,91 TL olduğu ve yıllık toplamının 2.020,91 TL x 12
ay=24.250,92 TL olarak hesaplandığı,
✓ Davacı …’nun,
olayın vuku bulduğu tarihte 40 yaşında olduğu, aktif dönem gelirinin 60 yaşına kadar
hesaplandığı, olay tarihinden 60 yaşına kadar geçecek süre olan (60-40) 20
yılın aktif dönem, 60 yaşından sonraki süre olan (35-20) 15 yılın ise emeklilik
dönemini içeren pasif dönem olarak kabul edildiği, aktif dönemin ilk 7 yıl 8
ayının işlemiş dönem olarak yukarıda hesaplandığı,
✓ Davacı …’nun
İşleyecek Aktif Dönemdeki (20 yıl – 7 yıl, 8 ay = 12 yıl, 4 ay) muhtemel net
gelirin peşin değerinin 299.094,68 TL olarak hesaplandığı (rapor tarihinden
sonraki dönemlerde elde edilmesi muhtemel gelirlerin peşin değerinin, yıllık
%10 oranında artırılıp, yine yıllık %10 oranında iskonto edilmek suretiyle
varsayıma dayalı olarak hesaplandığı),
✓ Çalışma
hayatından sonraki emeklilik döneminin pasif dönem olarak kabul edildiği, bu
dönem muhtemel gelirin tespitinde, rapor tarihi itibariyle geçerli net asgari
ücretin esas alındığı, rapor tarihi itibariyle yürürlükte olan net asgari
ücretin (AGİ hesaplanmamış net ücret) aylık tutarının 1.829,02 TL olduğu,
yıllık toplamının 1.829,02 TLx12 ay=21.948,24 TL olarak hesaplandığı,
✓ Davacı …’nun, İşleyecek Pasif Dönemde elde etmesi muhtemel
net gelirin peşin değerinin 329.223,60 TL olarak hesaplandığı (rapor tarihinden
sonraki dönemlerde elde edilmesi muhtemel gelirlerin peşin değerinin, yıllık
%10 oranında artırılıp, yine yıllık %10 oranında iskonto edilmek suretiyle
varsayıma dayalı olarak hesaplandığı),
✓ Davacı …’nun,
olay tarihinden itibaren bakiye ömür süresinin sonuna kadar elde edebileceği
gelirin toplamının 726.846,45 TL olarak hesaplandığı (İşlemiş Dönem Geliri
98.528,17 TL, İşleyecek Aktif Dönem Geliri 299.094,68 TL ve İşleyecek Pasif
Dönem Geliri 329.223,60 TL),
✓ Takdir
Sayın Mahkemenize ait olmak üzere tazminat hesabının hem %100 maluliyet oranına
göre hem de (%100 – %84) %16 maluliyet oranına göre Sayın Mahkemenin vereceği
karar doğrultusunda iki alternatifli olarak yapıldığı,
✓ Davacının
maluliyet oranı %100 olduğu kabul edildiğinde hesaplanacak tazminat tutarının 726.846,45
TL olarak hesaplandığı, %16 olduğu kabul edildiğinde hesaplanacak tazminat
tutarının 116.295,43 TL olarak hesaplandığı,
Bakıcı Giderinin Hesaplanması;
✓ Danıştay
15. Daire Başkanlığı’nın bozma kararındaki gerekçeler ve belirtilen ilkeler
doğrultusunda bakıcı tazminatı hesaplanmasına yönelik olarak öncelikle olay
tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için bakıcı tazminatının hesaplandığı,
sonrasında, dava tarihinden rapor tarihine kadar geçen süre için tazminatın
hesaplandığı, rapor tarihinden sonraki dönemlere ilişkin tazminat
hesaplanmasının ise bilinen son brüt asgari ücret esas alınarak tahmine dayalı
olarak hesaplandığı, bozma kararında ifade edildiği şekilde ilgili yıllar için
açıklanacak brüt asgari ücretler esas alınmak suretiyle, her yılın başında
davacıya ödenmesi hususundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
✓ Bakıcı
giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden
hesaplanması gerektiği, olay tarihi (28.05.2011) ile dava tarihi (12.09.2012)
arasındaki dönemde yürürlükte olan brüt asgari ücretlerin yıllık toplamları
üzerinden hesaplanan maddi tazminat tutarlarının 13.488,75 TL ve bu tutara
isabet eden yasal faiz tutarının da 1.013,27-TL olarak hesaplandığı,
✓ Dava
tarihi (12.09.2012) ile rapor tarihi (28.01.2019) arasındaki dönemde yürürlükte
olan brüt asgari ücretlerin yıllık toplamları üzerinden hesaplanan maddi
tazminat tutarlarının 139.521,15 TL olarak hesaplandığı,
✓ Bozma
kararında, gelecek dönemlere ilişkin bakıcı giderlerinin ilgili yıllardaki brüt
asgari ücret tutarlarına göre hesaplanması gerektiğinin belirtildiği, takdir
Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, rapor tarihi itibariyle bilinen en son brüt
asgari ücret tutarı esas alınarak davacı H…’nun bakiye ömrü süresince bakıcı
giderlerinin hesaplandığı, gelecek dönemlere ilişkin bakıcı giderinin
hesaplanmasında bilinen son brüt asgari ücretin peşin değerinin yıllık %10
oranında artırılıp, yine yıllık %10 oranında iskonto edilmek suretiyle
varsayıma dayalı olarak hesaplandığı,
✓ Rapor
tarihi itibariyle bilinen son brüt asgari ücretin aylık tutarının 2.558,40 TL
olduğu ve yıllık toplamının 2.558,40 TL x 12 ay
= 30.700,80 TL olarak
hesaplandığı,
✓ Davacı …’nun,
olayın vuku bulduğu tarihte 40 yaşında olduğu, 35 yıl bakiye ömrünün olduğunun
öngörüldüğü, olay tarihi ile rapor tarihi arasında geçen sürenin 8 yıl 7 ay
olduğu, bu sürenin bakiye ömür süresi ile ilişkilendirilmesi sonucunda (35 yıl
– 8 yıl, 7 ay) 26 yıl, 5 ay için bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı,
✓ Rapor
tarihinden sonraki yıllara ait muhtemel bakıcı giderleri tazminatının
811.012,80 TL olarak hesaplandığı, bakıcı tazminatının, Danıştay 15. Daire
Başkanlığı’nın bozma kararında belirtildiği gibi, engellinin yaşadığının
belgelenmesi kaydıyla, ilgili yıllar için açıklanacak brüt asgari ücretler esas
alınmak suretiyle hesaplanması ve ilgili yılların başında peşin olarak ödenmesi
konusundaki takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
Sonuç;
– Efor tazminatının hesaplanmasına ilişkin olarak;
✓ Davacı …’nun maluliyet oranının belirlenmesinin
tıbbi uzmanlık gerektirdiği, takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere tazminat
hesabının hem %100 maluliyet oranına göre hem de (%100 – %84) %16 maluliyet oranına göre iki alternatifli
olarak yapıldığı,
✓ Davacının maluliyet oranı %100 olarak kabul
edildiğinde, efor tazminatı tutarının 726.846,45 TL olarak hesaplandığı,
✓ Davacının maluliyet oranı %16 olarak kabul
edildiğinde, efor tazminatı tutarının 116.295,43 TL olarak hesaplandığı,
– Bakıcı gideri tazminatının hesaplanmasına ilişkin olarak;
✓ Olay tarihi ile dava tarihi arasındaki döneme
isabet eden bakıcı gideri tazminatı tutarının 13.488,75 TL, bu tutara isabet
eden yasal faiz tutarının da 1.013,27 TL olarak hesaplandığı,
✓ Dava tarihi ile rapor tarihi arasındaki döneme
isabet eden bakıcı gideri tazminatı tutarının 139.521,15 TL olarak
hesaplandığı,
✓ Gelecek dönemlere ilişkin bakıcı tazminatı
ödemelerinin, Danıştay 15. Daire Başkanlığı’nın bozma kararında, ilgili
yıllardaki brüt asgari ücretler esas alınmak suretiyle ve ağır engelli kişinin
yaşadığının belgelendirilmesi kaydıyla, her takvim yılının başında peşin olarak yapılması
gerektiği şeklinde ifade edildiği,
✓ Takdir Sayın Mahkemenizin olmak üzere, rapor
tarihi itibariyle bilinen en son brüt asgari ücret tutarı esas alınarak davacı …’nun
01.01.2020 tarihinden itibaren bakiye ömrü süresince 811.012,80 TL bakıcı gideri tazminatı
alabileceğinin hesaplandığı, gelecek dönemlere ilişkin bakıcı giderinin
hesaplanmasında bilinen son brüt asgari ücretin peşin değerinin, yıllık %10
oranında artırılıp, yine yıllık %10 oranında iskonto edilmek suretiyle
varsayıma dayalı olarak hesaplandığı”
yönünde görüş ve kanaatine yer verilmiştir.
Anılan bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup,
taraflarca yapılan itirazlar yerinde görülmeyerek, raporun Mahkememizce hükme
esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olduğu değerlendirilmiştir.
Davacıların iş gücü (efor) kaybı tazminat talepleri yönünden
uyuşmazlık ele alındığında;
Dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda öncelikle
davacı …’nun efor kaybı tazminatına esas alınacak maluliyet oranının
belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda, davacılardan … hakkında olay öncesinde …Eğitim
ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 31.03.2009 tarihli Özürlü Sağlık
Kurulu Raporu’nda, anılan davacının %18 Sol ve Sağ Sensörinöral işitme kaybı ve
…. (%80) tanılı toplam %84 engelli olduğunun rapor edildiği, Mahkememizce olay
nedeniyle davacıda oluşan maluliyet oranının tespiti amacıyla Adli Tıp
Kurumu’ndan aldırılan 13.08.2014 tarihli raporda da, davacının iki gözün kaybı
nedeniyle %100 oranında meslekten kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının
rapor edildiği görülmüştür.
Bu durumda, dava konusu olay öncesinde davacının toplam %84
oranında engelli olduğu açık ise de, önceki engellilik durumunun bir miktar
işitme kaybı ile ağırlıklı olarak “…” tanısına dayalı bir engellilik
olduğu, yaşanan olayda ise, geçmişteki engellilik durumundan bağımsız olarak,
davacının iki gözün zarar görmesi nedeniyle görme yetisinin tamamen
kaybedilmesinden kaynaklı bir engellilik durumunun söz konusu olduğu, bu
nedenle yaşanan olay nedeniyle davacı …’nun görme yetisini tamamen kaybettiği
hususu dikkate alınarak, efor kaybı tazminatı hesabında %100 maluliyet oranının
esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Buna göre, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile
Adli Tıp raporu ve hesap bilirkişisi tarafından sunulan rapor bir bütün olarak
değerlendirildiğinde, davacı …’nun meydana gelen olay nedeniyle maluliyet oranı
%100 olarak kabul edilerek 726.846,45 TL efor kaybı tazminatı ödenmesi
gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıların bakıcı giderlerine ilişkin tazminat talepleri
yönünden uyuşmazlık ele alındığında ise;
İdarelerin hatalı uygulamaları neticesinde ağır engelli
konuma gelen ve başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini
yerine getiremeyecek olanların bakımının üstlenilmesi nedeniyle açılan
davalarda, muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak yapılan hesaplamalara dayalı
olarak belirlenen toplu tazminat miktarları idarelerce ilgililere ödenmektedir.
Tazminatın toplu olarak ödenmekle birlikte, bakıma muhtaç kişinin hesaplanan
muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı halinde, idare aleyhine
bir sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmekte ve ödenen tazminatlar geri
istenebilmektedir.
Bu neviden bir soruna mahal verilmemesi açısından, bakıcı
giderine ilişkin maddi tazminat hesabının aşağıda belirtilen ilkelere göre
yapılması gerekmektedir;
1- Bakımı üstlenilen ağır engelli davacının hayatta olduğunun
belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesi,
2- Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak
yapılması,
3- Bakımı üstlenilen ağır engelli davacının bakıcı giderine
ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden
hesaplanması,
4- Anılan bu kriter üzerinden yapılacak hesaplamada, olay
tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar olan kısmın ayrıca hesaplanması ve bu
zaman aralığına tekabül eden tazminat tutarının yasal faiziyle birlikte
tazminat olarak ödenmesine hükmedilmesi,
5- Dava süresince ve daha sonraki yıllar için yapılacak
bakıcı gideri tazminat hesaplamasının, ilgili yıldaki brüt asgari ücret
üzerinden ve ağır engelli davacının yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her
takvim yılının başında peşin olarak yapılması,
Buna göre, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile
bilirkişi raporundaki veriler bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
– Olay tarihi olan 28.05.2011 tarihinden davanın açıldığı
12.09.2012 tarihleri arası dönem için toplam 13.488,75-TL bakıcı giderinin dava
tarihi olan 12.09.2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte
davacılara ödenmesi gerektiği,
– Dava tarihi ile 31.12.2019 tarihi arasındaki dönem için
toplam 139.521,15 TL bakıcı giderinin her bir ödemenin yapılması gereken takvim
yılı başından itibaren hesaplanacak yasal faiziyle davacılara ödenmesi
gerektiği,
– Rapor tarihi esas alınarak yapılan hesaplamada 2019 yılı
için yapılması gereken bakıcı gideri ödemesi hesaplandığından, 2020 yılından
itibaren ödenecek bakıcı giderinin ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden
ve ağır engelli davacının yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının
başında peşin olarak yapılması gerektiği,
– Davacıların fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin (davacı
tarafça gelecek dönemde ödenecek bakıcı giderlerinin ıslah dilekçesinde miktar
belirtilerek talep edilmesi ve bu kısım yönünden miktar belirtilmeksizin hüküm
kurulması gerektiğinden, davacıların miktar belirttiği talebi yönünden) reddine
karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacı tarafın 17.06.2019 tarihli ıslah
dilekçesinde manevi tazminat ve iki adet yapay göz için tedavi-bakım ve değişim
gideri için maddi tazminat talep edilmiş ise de, Mahkememizin ilk kararında bu
talepler yönünden karar verildiği ve anılan kararın sadece “bakıcı giderleri”
ve “efor tazminatı” ile hüküm altına alına tazminat miktarı üzerinden
faize hükmedilmemesine ilişkin kısımlar yönünden bozulduğu, diğer kısımların
ise onandığı dikkate alınarak, bu talepler yönünden yeniden bir hüküm
kurulmasına gerek görülmemiştir.
Diğer yandan, davanın reddedilen kısmının gelecek dönemde
ödenecek bakıcı giderleri tazminatının ıslah dilekçesinde miktar belirtilerek
talep edilen kısmı yönünden olduğundan, haklılık durumuna göre yargılama
giderlerinin tamamının davalı idareye yükletilmesi gerekmiştir.
Ayrıca, iş bu davanın, adli yargı yerinde 04.10.2011
tarihinde açılan davanın görev yönünden reddi üzerine 12.09.2012 tarihinde
açıldığı, ancak adli yargı yerinde maddi tazminat olarak 15.000,00-TL talep
edilmiş iken, idari yargı yerinde açılan davada efor kaybına karşılık
200.000,00-TL ve bakıcı giderlerine karşılık 350.000,00-TL olmak üzere toplam
550.000,00-TL tazminat talep edildiği, alınan bilirkişi raporu sonrası da
18.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile miktar artırımı yapıldığı hususları göz
önünde bulundurularak, faiz başlangıç tarihleri kademeli olarak
belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi
ile;
1- Davacı …’nun efor kaybına karşılık 726.846,45-TL efor
kaybı tazminatının 15.000,00-TL’lik kısmı yönünden adli yargıda açılan ilk dava
tarihi olan 04.10.2011 tarihinden itibaren, 185.000,00-TL’lik kısmı yönünden
idari yargı yerinde dava açma tarihi olan 12.09.2012 tarihinden itibaren,
526,846,45-TL’lik kısmı yönünden de ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ
tarihi olan 26.06.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte
davalı idarece davacı …’na ödenmesine,
2- Olay tarihi olan 28.05.2011 tarihinden davanın
Mahkememizde açıldığı 12.09.2012 tarihleri arası dönem için hesaplanan toplam
13.488,75-TL bakıcı giderinin, adli yargıda açılan ilk dava tarihi olan
04.10.2011 tarihinden önceki dönem için 04.10.2011 tarihinden itibaren, bu
tarihten sonraki dönem için, her bir ödemenin yapılması gereken takvim yılı
başı esas alınarak hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı …’na
ödenmesine,
3- Davanın Mahkememizde açıldığı tarih (12.09.2012) ile
31.12.2019 tarihi (bilirkişi raporunda bu dönem için yapılan hesaplamaya 2019
yılının da dahil edilmesi ve ödemelerin her takvim yılının başında yapılması gerektiği
hususu dikkate alınarak bu tarih esas alınmıştır) arası dönem için hesaplanan
toplam 139.521,15-TL bakıcı giderinin, her bir ödemenin yapılması gereken
takvim yılı başı esas alınarak hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı
idarece davacı …’na ödenmesine,
4- Ağır engelli davacının yaşadığı belgelendirilmek kaydıyla
2020 yılından itibaren, ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden hesaplanacak
bakıcı giderinin, her takvim yılının başında davalı idarece davacı …’na
ödenmesine,
5- Davacıların gelecek dönemde ödenecek bakıcı giderleri
yönünden miktar belirterek talepte bulunması nedeniyle, bu yöndeki talepler
yönünden davanın reddine,
6- Kabul edilen ve miktarı belli olan maddi tazminat
tutarları toplamı olan 879.856,35-TL (726.846,45-TL+13.488,75-TL+139.521,15-TL)
üzerinden davacı vekili lehine takdir edilen ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi
uyarınca hesaplanan …-TL nispi vekalet ücretinin davalı idareden alınarak
davacı H…’na verilmesine,
7- Miktarı belirsiz olan ve ağır engelli davacının yaşadığı
belgelendirilmek kaydıyla, 2020 yılından itibaren, ilgili yıldaki brüt asgari
ücret üzerinden hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilen bakıcı giderleri
yönünden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan …-TL maktu
vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacı …’na verilmesine,
8- Davanın reddedilen kısmı, gelecek dönemde ödenecek bakıcı
giderleri tazminatının ıslah dilekçesinde miktar belirtilerek talep edilen
kısım yönünden olduğundan ve bu döneme ilişkin olarak davacı taraf lehine maktu
vekalet ücretine hükmedildiğinden, davanın reddedilen kısmı yönünden davalı
idare lehine de maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan …-TL maktu vekalet ücretinin
davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
9- 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/j maddesi uyarınca davalı
idare harçtan muaf olduğundan, davacılar lehine hüküm altına alınan tazminat
miktarı yönünden davalı idareden harç tahsiline yer olmadığına,
10- Davacıların adli yardım talebi kabul edilmekle birlikte,
davacı tarafça gider avansının karşılandığı ve vekalet harcının da ödendiği
görüldüğünden, aşağıda dökümü yapılan 1.567,00-TL yargılama gideri ile
236,85-TL temyiz yargılama giderinin ve 103,05-TL karar düzeltme yargılama giderinin
davalı idareden alınarak davacı tarafa verilmesine, davalı idare tarafından
yapılan yargılama giderlerinin idare üzerinde bırakılmasına,
11- Artan posta ücreti avanslarının kararın kesinleşmesinden
sonra taraflara iadesine,
Kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün
içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 31.10.2019 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi.